Kardiyoloji, kalp ve kan damarları ile ilgili olan dolaşım sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisi ile ilgilenen bir tıp alanıdır. Bu bölüm, aynı zamanda bu hastalıkların önlenmesine yardımcı olmayı da hedefler. Kardiyoloji alanında ele alınan başlıca rahatsızlıklar arasında koroner arter hastalıkları, doğuştan gelen kalp rahatsızlıkları, kalp yetmezliği ve kalp krizi gibi durumlar bulunmaktadır.
Kardiyoloji uzmanları, hastaların ihtiyaçlarına göre ilaç tedavisi uygularken, yaşam tarzı değişikliklerini teşvik eder ve gerektiğinde stent yerleştirme gibi minimal invaziv işlemler gerçekleştirebilirler. Kalp sağlığının korunması öncelikli bir hedef olarak belirlenmiş olup, hastalıkların erken teşhisi kardiyolojinin temel amaçlarından biridir.
Kardiyoloji, kalp ve damar sorunlarının incelenmesi ve tedavisini yapan bir bilim dalıdır. Bu alan, doğuştan kalp kusurları, koroner arter hastalıkları ve kalp yetmezliği gibi çeşitli rahatsızlıkları kapsamaktadır. Kardiyoloji alanında uzmanlaşmış kardiyologlar, kardiyovasküler sistem hastalıklarını teşhis etme ve tedavi etme konusunda kapsamlı bir bilgiye sahiptir. Hastalığın teşhisi sonrasında, kardiyologlar hastalara kalp kateterizasyonu, anjiyoplasti veya kalp pili takma gibi çeşitli prosedürler uygulayabilirler. Bu işlemler, hastaların kalp sağlığını iyileştirmek ve yaşam kalitelerini artırmak amacıyla gerçekleştirilir.
Kardiyoloji, kalp krizi, kalp yetmezliği, kalp ritim bozuklukları, arter hastalıkları, perikardit, yüksek kolesterol ve tansiyon gibi kalp ve damarları etkileyen dolaşım sistemi hastalıklarının teşhis, tedavi ve takip süreçlerini yöneten bir tıp dalıdır. Bu alan, hastaların kalp sağlığını korumak ve olası komplikasyonları önlemek amacıyla kapsamlı bir yaklaşım sunar.
Kardiyoloji biriminin ilgilendiği hastalıklar şöyle sıralanabilir:
Kalp yetmezliği, kalbin vücuda yeterli miktarda kan pompalayamaması durumu olarak tanımlanır. Bu sorun genellikle kalp kasında zayıflama veya kalp kasının sertleşmesi sonucunda ortaya çıkar. Kalp yetmezliği, vücutta kan akışını etkileyerek çeşitli semptomlara yol açabilir ve bu nedenle tedavi edilmesi gereken ciddi bir sağlık durumudur.
Koroner arter hastalıkları, kalp damarlarının tıkanması veya daralması sonucunda ortaya çıkan durumları ifade eder. Bu hastalıklar, koroner arterlerin beslediği kalp kasına yeterli kan akışının sağlanamamasına neden olur. Koroner arter hastalıkları, ciddi bir komplikasyon olarak kalp krizi riskini artırabilir, bu nedenle dikkate alınması gereken önemli bir sağlık sorunudur.
Kalp ritim bozuklukları (aritmiler), kalp atışlarının düzensiz şekilde oluştuğu durumları tanımlar. Bu bozukluklar, kalbin aşırı hızlı, aşırı yavaş veya düzensiz bir şekilde atmasından kaynaklanabilir. Kalp ritim bozuklukları, kalbin normal işlevini etkileyerek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğinden, ciddi bir değerlendirme ve tedavi gerektiren bir durumdur.
Kardiyomiyopatiler, kalp kasının işlevini etkileyen hastalıkları tanımlar. Bu durumlar, kalp kasının yapısında veya işlevinde meydana gelen değişikliklerden kaynaklanarak gelişir. Kardiyomiyopatiler sonucunda bireylerde kalp yetmezliği ortaya çıkabilir, bu da kalbin vücuda yeterince kan pompalayamaması anlamına gelir. Dolayısıyla, bu hastalıklar kalp sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir ve tedavi edilmesi gereken önemli sağlık sorunu olarak görülmektedir.
Hipertansiyon (yüksek tansiyon), damarlar içindeki kan basıncının normal seviyelerin üzerinde olmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Yüksek tansiyon, kardiyoloji bölümünün teşhis ve tedavi ettiği hastalıklar arasında önemli bir yer tutar. Kontrol altına alınmadığında, hipertansiyon ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir, bu nedenle düzenli izlenmesi ve uygun tedavi yöntemleri ile yönetilmesi gerekmektedir.
Kalp kapağı hastalıkları, kalbin kapaklarından birinin veya birkaçının işlevinin bozulması ya da çalışmaması durumunda ortaya çıkan rahatsızlıklardır. Bu hastalıklar, kardiyoloji bölümü tarafından değerlendirilmekte ve tedavi edilmektedir. Kalp kapaklarının düzgün çalışmaması, kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir ve kalp yetmezliği gibi daha ciddi sorunlara yol açabileceğinden, bu hastalıkların dikkate alınması önemlidir.
Doğuştan gelen kalp hastalıkları, doğumdan itibaren mevcut olan kalp delikleri ve kapak problemleri gibi durumları kapsar. Bu tür rahatsızlıklar, kardiyoloji bölümünün inceleme ve tedavi ettiği alanlardandır. Doğuştan gelen kalp hastalıkları, kalbin normal fonksiyonlarını etkileyebilir ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğinden, erken teşhis ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır.
Aort damarı hastalıkları, sırtta ağrı, nefes darlığı ve yutma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösteren durumları içerir. Aort damarındaki sorunlar, yırtılma gibi ciddi komplikasyonlar da dahil olmak üzere, kardiyoloji bölümü tarafından incelenmektedir. Bu hastalıklar, hayati tehlike taşıyabilecek durumlar olabildiği için dikkatli bir değerlendirme ve uygun tedavi gerektirmektedir.
EKG Holter, cep telefonu gibi bir kemere bağlanan taşınabilir bir cihazdır. Cihaz, 3-4 adet kablo ile elektrotları (yumuşak plastikten yapılmış ve 3-4 cm çapında yapışkanlı malzeme) aracılığıyla hastanın göğsüne tutturulur. Kişi, günlük normal yaşamını sürdürürken cihaz, planlanan süre boyunca kalbin elektriksel aktivitelerini kaydeder.
Event Recorder (olay kaydedici) ise EKG Holter cihazına benzer bir yapıya sahip olup, özellikle sık tekrar etmeyen ritim bozukluklarının tespitinde kullanılır.
Tansiyon Holter ise, hastaların gün boyunca tansiyonunun sık aralıklarla ölçülerek kaydedilmesini sağlar. 24-72 saat arasında yapılan ölçümlerle, daha önceden hipertansiyonu olmayan hastalarda erken teşhis sağlanabilir.
Efor testi, kalp damar hastalıklarının varlığının araştırılması, bilinen kalp damar hastalıklarında tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi, efor sırasında kalp atışlarında düzensizlik (aritmi) meydana gelip gelmediğinin tespiti, çeşitli kalp hastalıklarında hastanın efor kapasitesinin belirlenmesi ve hipertansiyon durumunda eforun kan basıncına etkilerinin incelenmesi amacıyla uygulanan bir testtir.
Stres ekokardiyografi, kalbi besleyen koroner damarlar üzerinde tıkanıklık veya daralma olup olmadığını araştırmak, kalp krizi (miyokard enfarktüsü) geçiren hastalarda ilaç dışındaki tedavi gereksinimlerini belirlemek ve kalp kapak hastalıklarının şiddetini derecelendirmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Bu teknik, önemli bilgiler sağlamasıyla birlikte güvenli ve kolay bir şekilde uygulanabilir.
EKG, Kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin işlevini incelemek amacıyla kalpte meydana gelen elektrik etkinliklerinin kaydedilmesi işlemine EKG (Elektrokardiyogram) denir. Bu işlemi gerçekleştirmek için bir akım yükselteci (amplifikatör) kullanılarak gerilimler artırılır ve genellikle ısıya duyarlı kağıt üzerine kaydedilir.
Tilt Table testi, uzun süre ayakta hareketsiz kalma veya uzun süre oturduktan sonra ani kalkışlarda kan basıncında ve/veya kalp hızında meydana gelen ani düşüşler sonucunda oluşan bayılmaların (senkop) tanısında uygulanan bir testtir. Bu test, bayılmaların ayırıcı tanısında kullanılır. Test, bir eğim verilebilen masa üzerinde poliklinik ortamında gerçekleştirilir. Hasta, masaya yatırıldıktan sonra masa dik bir konuma getirilir. Bu işlem sırasında, aşırı kan basıncı düşmesi ve/veya nabız düşmesi gibi anormal yanıtlar gözlemlenmektedir. Bu sayede, hastanın bayılma nedenleri daha iyi belirlenir ve gerekli tedavi süreci planlanabilir.
Ekokardiografi, kalp yapısının ve performansının ses dalgaları (ultrason) kullanılarak incelenmesi işlemidir. Bu yöntem, radyasyon içermemesi ve işlem sırasında herhangi bir ilaç kullanılmaması nedeniyle hamile kadınlar ve yeni doğmuş bebekler de dahil olmak üzere herkes için güvenli bir şekilde uygulanabilir ve hiçbir risk veya acı yaratmaz. İşlem sırasında hastanın bir sedyede yatması istenir. Üzerine yalıtkan özellikte su bazlı bir jel sürülen ve "probe" adı verilen ses dalgası gönderen cihaz, doktor tarafından göğüs bölgesinde çeşitli pozisyonlarda tutularak kalbin görüntülenmesini sağlar. Elde edilen görüntüler üzerinden çok detaylı ölçüm ve analizler yapılabilir.
Transözofageal ekokardiyografi (TEE), hastanın göğüs yapısının (akciğer hastalığı, deforme durumları vb. gibi) yeterli kalitede ekokardiyografik görüntü sağlayamadığı veya kalp içindeki yapıları daha yakından değerlendirmenin gerektiği durumlarda başvurulan bir yöntemdir. TEE, endoskopik bir inceleme yöntemi olarak bilinir. Bu işlem sırasında, ağız yoluyla yemek borusuna indirilen ince bir tüp (probe) kullanılarak kalbin arka komşuluğuna ulaşılır ve bu sayede çok net, ayrıntılı görüntüler elde edilir. TEE işlemi, hazırlık süreci ile birlikte genellikle 30 dakika sürmektedir. Bu yöntem, çeşitli kalp hastalıklarının tanısında önemli bilgi sağlayarak, kardiyologların daha doğru değerlendirmeler yapmasına olanak tanır.
Kalp pili, kalp ritim bozuklukları olan ve normal yaşamlarını sürdüremeyen bireylere takılmaktadır. Bu kişiler, kalp pili yardımıyla günlük yaşamlarına geri dönebilir; işe gidebilirler, ev işlerini yapabilir, araba kullanabilir, yolculuk edebilir, yüzebilir ve hobilerine devam edebilirler. Kalp pili taşıyan bireylerin, kalp pili kimlik kartlarını her zaman yanlarında bulundurmaları önemlidir ve yolculuk sırasında gittikleri yerlerdeki en yakın klinikleri öğrenmeleri faydalı olacaktır.
Geçici Kalp Pilleri, Kalpteki uyarı merkezinin yeterli hızda uyarı oluşturamaması veya mevcut uyarıların alt merkezlere iletilememesi durumunda, kalp atışlarının aşırı yavaşlaması sonucu hastanın normal yaşamını sürdürebilmesi için kalp pillerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu işlem genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir.
Kateter ablasyonu, radyo dalgaları kullanılarak gerçekleştirilen bir ritim bozukluğu tedavisidir. Bu yöntem, ilaçlarla kontrol altına alınamayan ritim bozukluklarında veya hastaların yaşam boyu ilaç almak istemediği durumlarda uygulanır.
Mitral Valvüloplasti ise mitral darlığı adı verilen bir durumu tedavi etmek amacıyla yapılan bir işlemdir. Mitral darlığı, çocukluk çağı hastalığı olan “Akut Romatizmal Ateş” hastalığının kalp kapaklarının tutulmasına bağlı olarak ilerleyen dönemlerde belirti gösteren bir rahatsızlıktır. Bu durumda, kanın kalp odacıkları arasında geçişi zorlaştığından, kan akciğerlerde su şeklinde birikir ve bu da kişide nefes darlığına yol açar. Hafif darlıklarda ilaç tedavisi yeterli olabilir, ancak orta ve ileri derecedeki darlıklarda Mitral Valvüloplasti veya açık kalp ameliyatı uygulanması gerekebilir. Mitral valvüloplasti, kasıktan kateterle girilerek yapılan bir girişimdir.
Koroner Anjiyografi, kalbi besleyen atardamarların hastalıklarını tespit etmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Kalp damar hastalığı, anjiyografiye başvurulmasının nedenini oluşturur. Bu test, kalbi besleyen atardamarların hangi bölgesinin ne kadar daraldığını veya tıkandığını belirleyerek, tedavi sürecinin gerektiği gibi yönlendirilmesini sağlar. Koroner anjiyografide, girişim yeri olarak kasık veya kol atardamarları kullanılır. Girişim yerindeki atardamara önce bir kılıf yerleştirilir ve bu kılıf aracılığıyla farklı kateterler kullanılarak kalp damarlarının başlangıç kısmına opak madde (boyalı madde) verilir; bu sayede damar yapısı görüntülenir.
Kalp kateterizasyonu, koroner anjiyografi işlemine benzer bir şekilde yapılan, kasık ve kol atardamarlarını kullanarak gerçekleştirilen ancak çoğu zaman aynı anda toplardamar girişimini de gerektiren bir yöntemdir.
Elektrofizyolojik çalışma, elektrofizyoloji/anjiyografi laboratuvarında gerçekleştirilen bir girişimsel tanı ve tedavi yöntemidir. Bu işlem, kasık damarlarına yerleştirilen ince kılıflardan geçirilen elektrod kateter adı verilen ince kabloların kalbe yerleştirilmesi ile yapılır. Kalbin içinden doğrudan alınan elektrik sinyalleri, gelişmiş bilgisayarlar aracılığıyla değerlendirilerek normalden sapmalar araştırılır. Böylece, kalbin ana merkez uyarı sisteminin doğru çalışıp çalışmadığı ve bu uyarıları ileten sistemin işlevselliği güvenle değerlendirilebilir.
E.E.C.P. (External Counterpulsation), balon anjiyoplasti yöntemiyle damarların açılmasının teknik olarak mümkün olmadığı veya bypass ameliyatı gerektiren, ancak ileri yaş, yetersiz akciğer veya böbrek kapasitesi nedeniyle açık kalp ameliyatını kaldıramayacak hastalar için uygulanan bir tedavi yöntemidir.
PTKA (Perkütan Transkutanöz Koroner Anjiyoplasti) ve/veya stent, koroner anjiyografi sonrasında tespit edilen kalbi besleyen damarlardaki daralma veya tam tıkanmaların tedavisinde kullanılan yöntemlerdir. Bu işlemler, koroner anjiyografi gibi anjiyo laboratuvarında, hasta uyutulmadan ve giriş yerine lokal anestezi uygulanarak gerçekleştirilir. İşlem süresi değişiklik gösterebilir ve bitiminde hasta, doktorun önerisine göre uygun bir servise alınır.
Kardiyak MR, Kalp zarının, kalp odacıklarının, kapaklarının, kalp kasının ve kalpten çıkan büyük atardamarların yapısını inceleyen ve bazı koroner arter hastalıklarını (şimdilik sadece ana dallara ait olanlarını) son derece kolay bir şekilde ortaya koyarak, hiçbir ilaç veya işlem gerektirmeyen bir görüntüleme yöntemidir. Bu işlem yaklaşık 45 dakika sürer ve herhangi bir ön hazırlık gerektirmez. Bu sayede, hastaların kalp sağlığı ile ilgili durumları hızlı ve etkin bir şekilde değerlendirilebilir.
BT Koroner anjiyografi, 64 kesitli "Multi Dedektör - multislice" BT cihazı kullanılarak, ön hazırlık gerektirmeden, katetersiz ve yalnızca bir nefes tutma süresiyle gerçekleştirilen bir yöntemdir. Bu yöntem, klasik anjiyografiye kıyasla daha hızlı ve daha kolay uygulanması ile dikkat çekmekte; ayrıca kanama riski taşımadan ve ağrı oluşturmadan yapılabilmesi nedeniyle görüntüleme alanında devrim yaratan bir tekniktir. BT koroner anjiyografi, hastanede yatma gerekliliğini ortadan kaldırarak hastaların işlem sonrasında günlük yaşamlarına rahatlıkla devam etmelerine olanak tanır. Bu sistem sayesinde, risk faktörü taşıyan bireylerin koroner anjiyografisi güvenle yapılabilmektedir. Özellikle daha önce klasik koroner anjiyografi geçirmiş hastalar, bu yeni yöntemi tercih etmektedir. BT anjiyografi sayesinde birçok hastaya erken müdahale edilmesi ve tedavi süreçlerinin hızlandırılması gözlemlenmiştir.
Günümüzde girişimsel kardiyolojik yöntemler, kalp hastalıklarının tedavisinde hızla öne çıkmaktadır. Son yıllarda, ameliyatsız tedavi imkanı bulunmayan birçok kalp rahatsızlığı, artık operasyon gerektirmeden, hasta için konforlu bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Bu yöntemler, hastalara cerrahiye bağlı risklerden korunma, hastanede kalış sürelerinin azalması ve yara izi olmaması gibi pek çok avantaj sunmaktadır. Kardiyolojide yapılan tüm girişimsel işlemler hastanemizde başarıyla uygulanmaktadır.
Septal Ablasyon, son yıllarda sıkça karşılaşılan ve genellikle genetik bir kökeni olan, kalbin karıncıkları arasındaki bölmenin kalınlaşması ile karakterize edilen "hipertrofik obstruktif kardiyomiyopati" hastalığının ameliyatsız tedavisinde uygulanan bir yöntemdir. Bu işlemde, kalbin çıkışını daraltan bölgeyi besleyen ince damarın içine girilerek özel bir madde enjekte edilir. Bu maddenin verilmesiyle birlikte, damarın tıkanması sağlanarak kalınlaşan kalp bölmesi küçültülür ve kalbin çıkış yolu açılır. İşlemin ardından hasta sağlıklı bir şekilde normal yaşamına devam edebilir. Bu yöntem, hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati hastalarında önemli bir tedavi alternatifi sunmaktadır.
Renal denervasyon, ilaçla kontrol edilemeyen hipertansiyon (dirençli hipertansiyon) olan hastalarda tansiyonu kontrol altına almak amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Bu işlemde, böbrek damarının sinirleri radyo dalgaları kullanılarak yakılmaktadır. Spiral şeklindeki sinirler, kateter aracılığıyla böbrek damarına girilerek, çok düşük enerji yoğunluğu ile damara zarar vermeden hedeflenir. İşlem öncelikle sol böbreğe, ardından sağ böbreğe uygulanır.
Bu yöntem, üçten fazla ilaç ile tansiyonu kontrol altına alınamayan, sağlam böbrek damarına sahip ve ciddi böbrek rahatsızlığı olmayan hastalar için önerilmektedir. Renal denervasyon işlemi sonrasında hastaların tansiyon seviyeleri zamanla düşmekte ve aldıkları ilaç sayısı azalmaktadır. Bu sayede, hastaların yaşam kaliteleri artmakta ve tedavi süreçleri iyileşmektedir.
Lead ekstraksiyonu, kalbe çeşitli yöntemlerle yerleştirilen pillerin bağlanmasını sağlayan tellerin çıkarılması işlemidir. Bu teller zamanla kırılabilir veya enfeksiyona neden olabilecek mikroplar kapabilir. Böyle durumlarda, tellerin cerrahi yöntemlerle kalp açılarak çıkarılması oldukça zor ve riskli bir işlem haline dönüşebilir. Ameliyatsız yöntemlerde, riski azaltmak amacıyla toplardamardan girilerek özel cihazlar kullanılarak teller çıkarılır. Bu işlem sonrasında hasta, kısa bir istirahatin ardından günlük yaşamına dönebilir. Lead ekstraksiyonu, komplikasyon risklerini minimize ederek hastaların tedavi süreçlerini kolaylaştırmaktadır.
Mitra Klip (Mitraclip), kalpteki sol kulakçık ile sol karıncık arasında bulunan mitral kapağın yetersizliğini tedavi etmek amacıyla gerçekleştirilen bir işlemdir. Mitral kapakta kan kaçakları meydana geldiğinde, kateter yardımıyla anjiyografi benzeri bir yöntemle kalbe girilerek kapağa mandal takılır. Bu müdahale sayesinde mitral kapak küçültülür ve kan kaçakları ortadan kaldırılır. İşlem süresi genellikle 1-1,5 saat arasında değişir ve hasta bu işlemin ardından kısa süre içinde günlük yaşamına dönebilir.
Tri-Klip (Triküspit Klip), kalbin sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasında yer alan triküspit kapakta meydana gelen yetmezlik sorununu tedavi etmek için geliştirilen bir girişimsel yöntemdir. Tıp alanındaki teknolojik ilerlemeler sayesinde, bu sorun artık ameliyatsız olarak tedavi edilebilmektedir. Mandallama yöntemi olarak da bilinen Triküspit Klip işlemi, göğsün açılmasına gerek kalmadan, anjiyo yöntemi kullanılarak kasıktan girilerek gerçekleştirilir. Özellikle ilaç tedavisinin yeterli olmadığı hastalarda uygulanan bu işlem, hastaların konforlu bir şekilde sağlığına kavuşmalarını sağlamaktadır.
Cihaz implantasyonları, kalbin yavaş çalışmasını ortadan kaldıran piller, kalp durduğunda şok vererek kalbi yeniden çalıştıran defibrilatörler ve son zamanlarda kalp yetmezliği olan hastalarda kalbin kasılma düzenini yeniden sağlamak için kullanılan CRT (Kalp Resenkronizasyon Tedavisi) cihazlarının kalbe yerleştirilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Bu implantasyonlar, hastaların ömürlerini uzatmakta ve yaşam kalitelerini artırmaktadır.
ASD (Atrial Septal Defekt), VSD (Ventriküler Septal Defekt) ve PDA (Patent Duktus Arteriosus), doğuştan kalbin bölmeleri veya ana damarları arasında meydana gelen deliklerdir. Geçmişte, doğuştan kalp deliği olan hastalar mutlaka cerrahi müdahale ile tedavi edilmekteydi. Ancak günümüzde, uygun hastalarda bu kalp delikleri, tıpaya benzeyen özel aparatlar kullanılarak ameliyatsız bir şekilde kapatılabilmektedir. Bu yöntem, hastaların tedavi sürecini kolaylaştırmakta ve iyileşme sürelerini kısaltmaktadır.
Paravalvüler kaçak kapatma, kalp kapaklarının metal kapaklarla cerrahi olarak değiştirildiği durumlarda, kapakların dikildiği yerlerin kenarlarından ayrılmalarına bağlı olarak meydana gelen kan kaçaklarını önlemek için uygulanan bir işlemdir. Zamanla bu ayrılmalar gelişebilir ve kan, kapak alanından geri akabilir. Paravalvüler kapatma işlemi, bu kaçakların kapatılması için son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır.
Kompleks koroner girişimler, geçtiğimiz yıllarda kalbi besleyen koroner damarlarda daralma veya tıkanma yaşayan hastaların çoğunluğunun bypass ameliyatına yönlendirildiği bir dönemden, günümüzde gelişen teknoloji ve ileri teknoloji ürünleri sayesinde bu tür durumların tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildiği bir döneme geçişi ifade eder. On yıl öncesinde müdahale edilmesi mümkün olmayan koroner damar tıkanıklıkları artık çeşitli tekniklerle tedavi edilebilmektedir.
Pulmoner Balon Valvuloplasti, doğuştan itibaren akciğere giden atardamarın başındaki kapakta darlık bulunan hastalar için uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu işlem sırasında, bacaklardaki toplardamarlardan girilerek kapak bölgesine ulaşılır. Ulaşım sağlandıktan sonra, darlık olan bölgede balon şişirilerek kapak açılır. Bu yöntem ile birlikte hastalarda uzun süreli ve başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Pulmoner balon valvuloplasti, hastaların yaşam kalitesini artıran etkili bir tedavi seçeneğidir.
Sol atriyal apendiks kapatma işlemi, inmelerin çoğunun kalpten kaynaklanan pıhtıların beyin damarlarını tıkaması sonucunda meydana geldiği gerçeğinden yola çıkarak uygulanmaktadır. Kalpten çıkan pıhtıların %90’dan fazlası, sol kulakçıktaki eldiven parmağına benzeyen bir kör eklentiden (sol atriyal apendiks) köken alır. Bu eklentinin ağzına, damar yoluyla girilerek ameliyatsız bir şekilde yerleştirilen bir tıpa ile çıkabilecek pıhtıların engellenmesi sağlanır. Böylece hastaların kan sulandırıcı kullanma gerekliliği ortadan kalkar. Bu işlem, pıhtı kaynaklı inmelerin önlenmesinde etkili bir yöntem olarak dikkat çekmektedir.
Koroner arteriyovenöz fistül, kalbin sürekli kasılıp gevşemesi nedeniyle kalbi besleyen damarların karmaşık bir ilişki içinde olduğu durumları ifade eder. Atardamarlar, kanı kalbe getirirken, oksijen verdikleri dokuya dönüş yolu olarak toplardamarlardan geri döner. Ancak bazı durumlarda, kılcal damar ilişkisi olmadan doğrudan gelen kan, toplardamar sistemine gitmektedir.
Kronik Total Oklüzyon (CTO) tedavisi, koroner damarın en az üç ay boyunca tam tıkalı kalması ve bu damardan hiç kan akışı olmaması durumunu ifade eder. Tam tıkalı kalp damarları, hayati risk oluşturabildiği gibi, günümüzde ameliyatsız yöntemlerle açılabilmektedir. Kronik Total Oklüzyon tedavisi, hasta için son derece konforlu bir süreç sunar. Bu yöntemle, çok kireçli, sert, taşlaşmış ve ağır damar sertliği plaklarına sahip damarlar, bu işlem için özel olarak geliştirilmiş sert teller, balonlar ve stentler kullanılarak, anjiyo benzeri bir şekilde, hasta uyutulmadan ve kasıktan giriş yapılarak kısa süre içinde açılabilmektedir. Bu sayede, hastaların sağlık durumları güvenli bir şekilde iyileştirilmektedir.
Taşikardiler için ablasyon yöntemleri, çarpıntılara neden olan etkenleri ortadan kaldırmayı hedefleyen bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemler, kalbin farklı bölgelerinden kaynaklanan çarpıntıları tedavi etmek amacıyla radyo frekans enerjisi veya dondurma tekniği kullanır. Çarpıntının köken aldığı noktalar, bilgisayar destekli üç boyutlu haritalama metotları ile belirlenerek, bu döngü şeklindeki çarpıntılar ortadan kaldırılır.
TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu), ameliyatsız aort kapağı değişimi olarak tanımlanan bir yöntemi temsil eder. Aort kapağı, kalpten çıkan ana damarın ağzında bulunan bir kapaktır ve yaşla birlikte bu kapakta kireçlenme meydana gelebilir, bu da kapağın etkin bir şekilde açılıp kapanamamasına yol açar. Kardiyolojide devrim niteliğinde bir gelişme olarak kabul edilen TAVI yöntemiyle, aort kapağının içine kateter yardımıyla kasıktan girilerek yeni bir kapak yerleştirilir. Bu yöntem ile göğüs açılmadan kapak değişimi gerçekleştirilir.
Aort damarı genişlemeleri ve balonlaşmalarının ameliyatsız tedavisi, yakın zamana kadar yalnızca cerrahi yöntemlerle çözülebilen aort damarının balonlaşması (anevrizma) durumunu kapsamaktadır. Günümüzde, özel stentler sayesinde bu durum ameliyatsız bir şekilde başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. İşlem, kasıktan girilerek gerçekleştirilir ve hiç kesi yapılmadan aorttaki balonlaşmaların önemli bir kısmı düzeltilebilir. Bu sayede, balonlaşmaların neden olabileceği hayati riskler ortadan kaldırılmaktadır.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.
Lütfen size ulaşabilmek için aşağıdaki alanları doldurunuz